Koronavirüs yüzünden Ramazan ertelenir mi?

Koronavirüs yüzünden Ramazan ertelenir mi?

Korona virüs Türkiye’de her geçen gün etkisini artırırken, salgın kapsamında yaklaşan Ramazan ayına yönelik ne gibi tedbirler alınacağı sorusu ortaya çıktı. Korona virüs etkisini yitirmezse önümüzdeki Ramazan ayında oruç iptal edilir mi?

 

Tüm dünyayı sarsan korona virüs, eğlence hayatından spora, iş hayatından dini ibadetlere kadar hayatın her alanında sekteye neden oldu. Virüsün etkisinin ne zaman azalacağı henüz tam olarak kestirilememesi, akıllara yaklaşan Ramazan ayı ile ilgili soruları getirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan uzman bir isim, salgın kapsamında orucun iptal edilmesi ve Ramazan ayının ertelenme durumu ile ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, “Camiler kapalı olmaya devam ederse, teravihler kılınmaz. Ama orucun tutulması yönünde salgınla alakalı bir engel yok” şeklinde konuştu.

“BİLİM KURULU’NUN KARARINA GÖRE DURUM DEĞİŞEBİLİR”

Uzman isim, Bilim Kurulu’nun orucun tutulmaması yönünde bir tavsiye kararı alması durumunda nasıl hareket edileceğine dair sorusuna ise şu şekilde cevap verdi; “Bilim Kurulu’nun tavsiye kararına göre durum değişebilir, karşılıklı istişare neticesinde değerlendirilebilir. Ancak mevcut durum orucu tutturmamaya yönelik bir engel teşkil etmiyor.”

ARİF ARSLAN: ORUÇ TUTAN İNSANDA BÜNYE DAHA GÜÇLÜDÜR

İlahiyatçı yazar Arif Arslan ise, Ramazan ayının asla ertelenemeyeceğini söyleyerek, “Çünkü Ramazan dönüp dolaşan bir aydır. Her mevsimi gezer. Miladi takvime göre baktığınızda öyledir.” dedi.

Arslan sözlerini şöyle sürdürdü; “Salgın nedeniyle oruç tutmakta hiçbir beis görmüyorum. Vücudun savunma mekanizmaları tespit edilmiştir ki oruçlu insanlarda daha da güçleniyor. Bu bilimsel olarak tespit edilmiştir. Oruç tutan insanlarda bünye daha güçlüdür. “

CANER TASLAMAN: ORUÇ TUTMANIN İPTALİNE GEREK YOK

Kuran Araştırmacısı yazar Caner Taslaman ise, orucun bağışıklık sistemi üzerinde ciddi bir olumsuz etkisi olmadığını belirtti. Taslaman, “Bu yüzden orucun iptal edilmesi gibi bir duruma gerek olmadığını düşünüyorum. Oruç tutmanın koronaya yakalanmaya ciddi bir sebebiyet verecek durumu olsaydı, söz konusu olabilirdi. Ama orucun bağışıklık sistemi üzerinde böyle bir etkisi yok.

İnsanlar yediğine içtiğine dikkat edip orucunu gayet rahat tutabilirler. Dikkat edilmesi gereken şey, kaçak teravih namazlarıdır. Büyük iftar sofralarının engellemesi lazım.

CEMİL KILIÇ: ORUCA BAŞLANMAMALI

İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç ise, diğer görüşlerden farklı olarak, korona hastalığında bağışıklığın güçlü olması gerektiği yönündeki uyarılara dikkat çekerek, “İnsan sağlığı her şey önemlidir. Nasıl Cuma namazlarına ara verildiyse, salgın geçinceye kadar oruca da başlanmamalı ara verilmeli. “ dedi.

Cemil Kılıç sözlerini şu şekilde sürdürdü; Benim görüşüme göre, oruç çalışmak zorunda kalmayan, bedensel, fiziksel güç harcamak zorunda kalmayan insanlara daha ziyade farzdır. Diğerlerine ihtiyaridir. Yani bedensel güçleri el veriyorsa ona kendileri karar verecek, onlar için ihtiyaridir. Tercihlerine bırakılmıştır. Tabi ki tutmaları iyidir, sevaptır, hayırlıdır. Ama tutmadıkları durumda, güçsüzlüklerinden ötürü, yaptıkları işten ötürü tutmadıkları durumda, bir sorumluluğu yoktur diye anlıyorum ben Kuran ayetlerini.

“SALGIN GEÇİNCEYE KADAR ORUCA BAŞLANMAMALI”

Salgın açısından baktığımızda ise, salgın ortamında çalışmak zorunda olanların zaten tutmaması gerekiyor. İkincisi, gerçek şu ki oruç vücudun direncini düşürür. Dolayısıyla da hastalıklara karşı korunmasız bir hale getirebiliyor kişileri. Özellikle korona hastalığında da bağışıklığın da güçlü olması gerektiği söyleniyor. Hastalıkla baş edebilmek için veya hastalığa yakalanmamak için. O yüzden de benim kanaatimce, Ramazan ayında bu salgın devam ettiği sürece ki devam edeceğe benziyor, Diyanet ve bu noktada kanaat önderi olanlar, açıklama yapmalı cesaretle. İnsan sağlığı her şey önemlidir. Nasıl Cuma namazlarına ara verildiyse, salgın geçinceye kadar oruca da başlanmamalı ara verilmeli.

“BU KONUDA TEK GÖRÜŞ BANA AİT DEĞİL”

Hastalık durumunda zaten oruç tutmayın diyor ayette hastalık geçince kaza edersiniz diyor. Salgın geçinceye kadar Ramazan ayında oruç tutulmaması istenmeli insanlardan. Salgın geçtikten sonra Ramazan ayı tekrar kaza edilerek, Ramazan orucu tutulabilir. Zaten normalde de bedensel gücü yerinde olmayan, ağır işlerde çalışmak zorunda olan insanlar için bu oruç zaten farz değil, ihtiyari. Ancak uygulamaya baktığımızda oruç mükellefiyeti olmayanlar orucu daha çok sahipleniyor ve tutuyor. Yaşam şartları rahat olanlar, nedense bu oruca daha mesafeli duruyor. Onların daha çok oruç tutması ve oruca önem vermesi gerekiyor.

Bu konudaki tek görüş bana ait değil. Benzer görüşleri, Musa Carullah Bigi Tatar İslam bilginidir. Aynı şeyleri söylüyor. Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı o da aynı şeyleri söylüyor. Oruç, yoksullara değil, maddi durumu iyi olanlara farzdır. Yoksullar orucu tutumak konusunda ihtiyaridirler. Yani tercihlerine bırakılmıştır aslında.

“DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’NDA TIP BİLGİNLERİ, SOSYOLOG VE PSİKOLOGLARIN OLMASI GEREKİR”

mümkündür. Şunu söyleyeyim, tarihte olmamış şeyler oluyor. Cumalar bile iptal edildi, kabe bile kapatıldı. Bu noktada oruç çok daha ileri düzeyde insan sağlığını etkileyen bir ibadet. Vücut direncini düşürecek. İnsanlar aç kalacak. İnsanların hastalığa yakalanma riski artacak. Virüse karşı daha dayanıksız olacaklar. O neden bu konularda aslında hem tıp eğitimi hem ilahiyat eğitimi almış kişiler olsa keşke. Din İşleri Yüksek Kurulu’nda tıp bilginlerinin olması gerekir, sosyologların olması gerekir, psikologların olması gerekir, yani sadece ilahiyatçıların olmaması gerekir. Ama bakıyoruz orada bu tip alanlarda uzmanlaşmış kişiler yok. Sadece ilahiyatçılardan oluşuyor. Hâlbuki din her alanla ilgilidir. Her alandan en azından bir uzmanın orada olması gerekir.

Kaynak Yeniçağ