KORKU HALESİNİ KIRMAK İÇİN ÇALIŞMAK CEZA DEĞİL, MÜKAFAT GEREKTİRİR

KORKU HALESİNİ  KIRMAK İÇİN ÇALIŞMAK CEZA DEĞİL, MÜKAFAT GEREKTİRİR

KORKU HALESİNİ KIRMAK İÇİN ÇALIŞMAK CEZA DEĞİL, MÜKAFAT GEREKTİRİR

 

 

Kıymetli dostlarım,


2014 yılı, 10 Mart günü cezaevinden tahliye olduğumda, dışarıda özgür olan insanların göremediği bir şeyi görmüştüm. Ben kapalı cezaevinden çıkmıştım ancak ülkemiz terör korkusuyla sanki tamamen açık bir cezaevine dönüşmüştü.

İşadamlarının, PKK´ya yakın ailelerin temsilcilerinin girdiği ihalelere girmediğini fark etmiştim. Gururlarına yedirip açıkça korkuyoruz da diyemiyorlardı ancak; belli bölgelerdeki ihaleleri sadece PKK´ya yakın ailelerin bir takım temsilcileri alıyordu.

Gece hayatına düşkün herkesin bileceği üzere tüm gece kulüplerinde veya benzeri yerlerde en güzel masalar PKK´ya yakın ailelerin temsilcilerine ayrılıyordu. Bir başkası ne kadar zengin veya ne kadar önemli şahsiyet olursa olsun, o belli başlı masalara asla oturamıyorlardı.

Üniversitelere giden gençler, PKK´lı öğrencilerle sorun yaşayıp onlara bir şey yaparsam cezaevine girerim, ancak bir şey yapmazsam da beni öldürebilirler diye bir çaresizliğin içine düşmüşlerdi.

Annelerimiz, kız kardeşlerimiz, teyzelerimiz ise yollarda yürürken, çöp bidonlarının yanından geçemiyorlardı. (Her an bir bomba patlayabilir diye..) Ya da ne bileyim alışveriş merkezlerine girmekten çekiniyorlardı. (Her an bombalı bir eylem olabilir diye..)

Cezaevinde geçirdiğim 10 koca seneden sonra bu gözlemi daha rahat yapabilmiştim. Çünkü dışarıdaki insanlar, FETÖ eliyle sanki farenin kulağı üfleyerek yemesi gibi Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi soruşturmalarla korku iklimine mahkum edilmişlerdi.

Cezaevinden tahliye olduğumda 43 yaşındaydım. Yorgundum.. Aileme zaman ayırmak istiyordum. Kendimin ve ailemin geleceğini garanti altına almam gerekiyordu. Ancak insanların kafasının üstünde oluşturulan korku halesini de maalesef ki üzülerek seyrediyordum.

Geçmişi kırmızı renkle aşina olan, milyonlarca genç tarafından takip edilen, ayrıca gittiği her vilayete 20-30 bin kişiyi peşinden sürükleyebilen birisi, oluk oluk kanlarınızı akıtacağız diye iddialı bir şey söylerse toplumumuzda oldukça dikkat çekeceği bir gerçekti. Bu hamle insanların kafasındaki korku halesinde bir çatlama olmasını sağlayabilirdi. Bu sebeple tüm rahatımı bir kenara bırakarak Rize mitinginde bunu yaptım.

Daha sonrasında akademisyenlerin açıklamasına karşı yapmış olduğum bu açıklamayı da keyifli ve bilinçli bir şekilde yaparak insanların kafasındaki o halenin kendimce kırılmasına katkı sağladım. (Bunun etkisi 15 Temmuz gecesi sokaklarda zannediyorum ki az da olsa hissedildi.)

Yaşama hakkının; ?´Her türlü zorluğu göze alıp kavgaya girenlere ait olduğuna inanan ve bunun için yukarıdaki satırlarda yazdıklarını gerçekleştiren şahsımı, 11 sene cezayla korkutmanın mümkün olmayacağının şahitliğini, günü geldiğinde elbetteki duruşma salonundaki insanlar yapacaktır.´´

BİR UMUTTUR YAŞAMAK
SEDAT PEKER