"Kontrollü Darbe" söylemi bir FETÖ projesidir

15 Temmuz sonrasında FETÖ´cülerin ´tiyatro´ iddiası yerini ´kontrollü darbe´ söylemine bıraktı. İkisinde de amaç aynı: Mücadeleyi sulandırmak.

 

 

HABER10 Özel 
Ergün Munduz / Furkan Düzenli

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, istihbarat zafiyeti yaşandığına dair yorumlar yapıldı. FETÖ´cü subaylar ifadelerinde MİT´i hedefe koydu: ?MİT´in paylaştığı istihbarat bilgilerinde FETÖ´nün darbe girişiminde bulunabileceği bildirilmiş olmakla birlikte tarihi konusunda net bir istihbarata daha önceden ulaşılamamıştır.? ifadelerine yer verildi.

Darbe girişiminin önceden haber alınamamasının bir istihbarat zaafı olduğu dile getirilen raporda, ?Ancak pilot subayın MİT´e giderek verdiği bilgi darbenin öne çekilmesini ve başarısız olmasını sağlamıştır.? denildi. Bununla ima edilen Cumhurbaşkanı ve Hükümet´in darbeyi bildikleri ve hatta bunu yönlendirdikleri oldu.

DARBE TİYATROYDU SÖYLEMİNİN ÇIKIŞ NOKTASI?

Tiyatro benzetmesini ilk defa darbe girişiminin hemen ertesinde bizzat Fetullah Gülen uluslararası medyaya verdiği röportajda "bu senaryonu buldular, dinsizlerden birilerini bulup kullandılar, saf derun bir kısım müslümanları da kullanmış olabilirler. Böyle bir darbe gibi bir şey yapın" diyerek darbenin "kontrollü" şekilde gerçekleştirildiği iddiasını ortaya atmış oldu. Bu söylem medyada kısa sürede dolaşıma sokuldu. FETÖ´nün başarısızlığa uğramasının ardından dillendirdiği ?tiyatro??senaryo? söylemleri bugün yerini ?kontrollü darbe? söylemine bıraktı. 

Darbe girişiminin başarısızlığına sadece FETÖ üzülmedi. Üzülen bir başka isimse; darbe sırasında Büyükada´da bulunan CIA eski şefi ve FETÖ´nün Amerika´daki koruyucusu Henri Barkey oldu. Barkey bir yandan FETÖ ile CIA ilişkisini ört pas etmeye çalışıyor bir yandan da FETÖ´cü ağızların ?kontrollü darbe, tiyatro" gibi ifadelerini kullanarak FETÖ´cüleri korumaya çalışıyor.

Amerikalı diplomatlar 15 Temmuz darbe girişiminin bir tiyatro olduğunu söylüyor, FETÖ´cü hesaplarsa bu yalanları sosyal medya üzerinden yayarak etkileşim yaratmaya çalışıyor.

Batı basını, Erdoğan fobisini her fırsatta belli ediyor. Türkiye´nin totaliter bir yapıya dönüştüğü algısı oluşturmak ve müdahaleyi meşrulaştırmak için medyada tezvirat yapılıyor. 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası başlayan görevden alma ve gözaltıları sıradan vatandaşlara yapılmış gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Gözaltına alınan FETÖ´cü gazeteciler hakkında muhalif olduğu için tutuklanıyor iddiaları ortaya atıldı. Hidayet Karaca, Mehmet Baransu, Can Dündar ve Ekrem Dumanlı gibi isimler, sıradan, muhalif gazeteciler oldukları için tutuklu imiş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. 

VERİLEN İFADELERDE MİT - GENELKURMAY VE HÜKÜMET YIPRATILMAYA ÇALIŞILIYOR

FETÖ başından beri MİT ve Genelkurmay Başkanlığı´nı ele geçirmek pasifize etmek istemişti. Darbeci subayların soruşturmalara yansıyan ifadeleri bu iki kurumu zan altında bırakmaya yönelik aynı merkezden kurgulanmış ve ezberletilmiş ifadelerden oluşuyor.

Darbeci Fırat Alakuş iftirayı bir adım daha ileri götürerek 15 Temmuz gecesi emirleri Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı´dan aldığını söyledi. Kara Havacılık Komutanlığı´nda görevli Binbaşı O.K. ise verdiği ifadelerle, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Hükümet arasında gizli bir işbirliği ve operasyon varmış gibi algıların oluşmasına neden oldu.

Binbaşı O.K.´nın ifadeleri, kamuoyunu yanıltmak, darbe süresince ve sonrasında başarıyla mücadele eden Fidan ve Akar´ı hedef tahtasına çıkarmak için bir araç olarak kullanıldı. Böylece FETÖ´cü teröristler savunmalarında yalan söyleyerek kafa karıştırırken bir yandan da duruşmaları karikatürize ediyor.

DARBECİLERDEN YENİ TAKTİK

Hürriyet gazetesinden Abdülkadir Selvi darbecilerin organize bir şekilde yapmaya çalıştığı algı operasyonunu köşesine taşıdı. Genelkurmay çatı davasından çıkacak karar, ?15 Temmuz´un çökmesine de neden olabilir, darbecilerin hak ettikleri cezalara çarptırılmalarını da sağlayabilir.? diyen Selvi, ?darbe sanıkları işledikleri iddia edilen fiillerin hesabını vermek yerine organize bir şekilde  ilginç bir taktik izliyor.

1- 15 Temmuz´un kontrollü bir darbe olduğu algısını oluşturmaya çalışıyorlar.

2- Bazı boşluklarından yararlanarak darbecilerin değil, darbeye karşı çıkanların yargılanması için çaba gösteriyorlar.? dedi.

Abdülkadir Selvi yazısını önemli gördüğü bir uyarı ile sonlandırıyor: ?İlk andaki şaşkınlığı üzerinden atan darbeciler, yeni bir oyun oynamaya başladılar. İktidarın FETÖ´nün Batı dünyasında elini güçlendirmekten başka bir işe yaramayan gazetecilerle, çaycıyla, çorbacıyla uğraşmak yerine, Genelkurmay ana çatı davasına dikkat etmesinde yarar var. Çünkü FETÖ´cüler yeni bir oyun içinde.?

MUHALEFETİN FETÖ AĞZINA HİZMET EDEN SÖYLEMLERİNİN SİYASAL VE GERÇEKÇİ BİR ZEMİNİ YOK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 13 Nisan 2017 tarihinde ilk kez ?kontrollü darbe? ifadesini kullandı. Kontrollü darbeden neyi kastettiğini soranlara; "Darbeden önce, darbeden haberdar olmak anlamına geliyor.? şeklinde cevap verdi. Ayrıca Kılıçdaroğlu hükümete atfen, "Darbeden önceden bilgileri var." dedi.

Bunun üzerine Başbakan Binali Yıldırım, Kılıçdaroğlu´nun sözlerine, "Kontrollü darbe girişimi ne demek? Bu şehitlerimize karşı hakaret değil mi, onların yakınlarını incitmek değil mi, gazilerimize karşı yapılan hadsizlik değil mi? Ne demek kontrollü darbe?

Yani ´Bu darbeyi birileri özel olarak kurguladı, uçaklar bombaladı, ağır silahlar, tanklar, tüfekler çıktı milletin üzerine ateş etti, bunu da birileri yaptı.´ Böyle bir iddiayı ortaya koyan bunu ispatla mükelleftir. Bu millete kimse hakaret edemez." diyerek cevap verdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise ?kontrollü darbe iddialarına? farklı bir boyuttan yaklaştı. Soylu, Kılıçdaroğlu´nun ?kontrollü kaçak´ olduğunu belirterek, CHP liderinin 15 Temmuz gecesini ?sinema dizisi´ gibi izlediğini savundu.

Soylu şöyle devam etti: ?Bu lafı ilk önce kim çıkardı? Sufle Alman istihbarat teşkilatı, ABD ve İngiltere´deki bazı adamlar üzerinden geldi. Kemal Kılıçdaroğlu da bu lafa kondu. Veya ona dediler ki; ?Senin görevin bu ve bunu söylemek´. Hani tankın önüne çıkıyordun? Hayatının onurunu kaçırdı, bu bir onur meselesidir.?

Halbuki Hükümetin darbe girişiminden son anda haberinin olmasıyla FETÖ´cüler darbeyi öne çekti. Ve emniyet güçlerinin operasyonlara başlayacağının duyulması ile de darbecilerin telaşa kapıldığı ve gözlerini karartarak katliama giriştikleri bugün herkes tarafından biliniyor. 

ULUSLARARASI KAMUOYUNDA MUHALİFLER AYIKLANIYOR İMAJIVERİLMEK İSTENİYOR

FETÖ´nün kalemşörlerinden Emre Uslu, 2015 yılının Eylül ayında sosyal paylaşım sitesi Twitter´da Türkiye´ye ne zaman döneceğini soran bir kullanıcıya ?2016 Temmuz...? diye cevap veriyor. Bu darbenin yapılacağını bildiğini gösteriyor. Sonrasında ise O´da ?kontrollü darbe? söylemine odun taşıdı. 

Halkın mücadelisine ?kontrollü darbe? diyerek tiyatro imasında bulunmak en çok FETÖ´nün işine yarıyor. Uluslararası kamuoyuna, tutuklanan isimlerin tutukluluk nedenleri darbeye iştirak veya yardımcı olmaları değil de Erdoğan muhalefetiymiş gibi servis edildi.

MEDYANIN KONTROLLÜ YAKLAŞIMI

Küresel basın Gülen patentli ?tiyatro, senaryo? ifadelerine, epey zamandır diktatör diye saldırdıkları Erdoğan´a karşı argüman olarak sarıldı. Batı istihbaratı ve medyası Türkiye içindeki yandaşlarını korumak için 15 Temmuz halk devriminin altını oymaya çalıştı.

FETÖ patentli kavramlar FETÖ´cülerin ifadeleri ile yaratılan karmaşada siyasiler tarafından iddia olarak ortaya atılıyor ve medya benzer manşetler ve haberlerle hem dolaşıma sokuyor hem de herkesin aynı fikirde olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Türkiye´de farklı ideolojik ve siyasi görüşlere sahip olan gazete ve internet siteleri dahi aynı değirmene su taşıdılar.

Hükümet yanlısı olduğu imajı veren kimi yayın organları da bile isteye bu koroya katıldılar.

SERBEST BIRAKILAN İSİMLER RESMİ DESTEKLİYOR

FETÖ, hem karmaşık ve hücre tipi yapılanması hem de kullandığı yöntemler sebebiyle mücadelesi en çetin terör örgütü. Gezi eylemlerinde güvenlik güçlerini sahaya sürdü, 17/25 Aralık´ta yargı bürokrasisini devreye soktu. Medya, siyaset ve bürokrasideki eş zamanlı eylemleriyle algı yönetmeyi başardı.

Aynı şeyi bu defa 15 Temmuz Davası için yapıyor. Sanıklar dışardan aldıkları talimatla duruşmaları karikatürize ediyor, çelişkili ifadelerle kafaları karıştırıyor. FETÖ bir adım daha ileri giderek tahliyeler üzerinden de yeni bir algı operasyonu başlattı.

Kadir Topbaş´ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı´nın tahliye edilmesiyle toplumun vicdanı kanatılmaya çalışıldı. Sanıklar savunmalarında iftira atarak soruşturmanın seyrini değiştiriyor. Bu esnada kripto militanlar toplumun vicdanını yaralayacak kararlar alarak infial yaratıyor. Siyasiler yaptıkları açıklamalarla hedef saptırıp gerisini gazete manşetlerine havale ediyor.

AMAÇ HALKIN PSİKOLOJİK DİRENCİNİ KIRMAK!

15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından başlayan süreçte, daha sonradan kendisinin de FETÖ´cü olduğu anlaşılan emniyet ve yargı çalışanları bilinçli olarak mağduriyet yaratmış, Devletin kurduğu mağduriyet komisyonları bizzat FETÖ´cüler tarafından çalışamaz hale getirilmişti.

FETÖ Amerikan istihbaratı adına birçok ülkede operasyon yönetiyor. FETÖ ile mücadele sulandırılarak FETÖ´ye verilen küresel destek artırılmaya ve haklılaştırılmaya çalışılıyor. 15 Temmuz´da bir daha perçinlenen milli birlik ve vatanseverliğin altı oyulmaya çalışılıyor. 15 Temmuz´da başaramayan FETÖ, yeni bir darbe girişiminde halkın darbe karşısında psikolojik direncinin kırılmasını hedefliyor.

İstediklerini alabilmek için halk desteğinin çekilmesinin gerekli olduğunu gördüler. Bu söylemler ve yaşananlarla müdahaleler için meşru zemin oluşturulmak isteniyor. Bugün darbe davalarında yaşananlar da bu zeminin oluşması için atılan adımlar.

Genelkurmay Çatı Davası´nın müdahillerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın avukatı Hüseyin Aydın, sanıkların sistematik olarak isnat edilen eylemleri inkar ettiklerini ve yalan söylediklerini söyledi.

Aydın, ?Bu davranış tarzı, sanıkların ´tedbir´ adı altında aldıkları örgütsel eğitimin bir yansımasıdır. Çünkü tedbir, bir olayın veya olgunun, olduğundan tamamen farklı gösterilmesidir.

Dolayısıyla darbeye iştirak eden bir sanığın darbeye iştirak etmediğini hatta darbeye karşı çıktığını söylemesi, esasında tedbir ve takiyyenin bir tezahürü olarak kabul edilmelidir." dedi.

Küresel medya, ilk kez FETÖ´nün kullandığı "tiyatro" benzetmesini kullanarak hem uluslararası yaptırımı hem de halkın Hükümete olan güven ve desteğini kırmayı hedefliyordu. Ayrıca iddianamelerin altını boşaltmak da FETÖ´nün bir diğer amacı oldu. Böylece FETÖ yargılamalar süresince ve sonunda yeni planlarını devreye sokacak.. 

Darbeyi başaramadıkları için önce farklı hedeflere saldırdılar. Bunda da başarı sağlayamayınca yeni bir taktik geliştirdiler ve yargı üzerindeki nüfuzlarını kullanarak yargılamaları terse çevirmeye çalışıyorlar. Bunun en açık örneğini ise İstanbul´daki Ana Darbe Davası´nın ilk gününden sonra 15 Temmuz Şehidi Halil Kantarcı´nın eşi Ayşe Kantarcı söyledi:

?Bugün gördüğümüz muamele sonunda ?bize iftiradan dava açarlar da, bunlara hiç bir şey olmaz´ diye düşünerek ayrıldık mahkemeden.? 

15 Temmuz sonrası Türkiye terörle mücadelede konvansiyonel bir terör örgütüyle değil, hücre tipi bir yapılanmayla mücadele ediyor. Üstelik bu yapı devletin hassas birimlerine, kılcal damarlarına kadar sızmış durumda. FETÖ ile mücadele aceleye getirilmemesi gereken hassas bir mücadele. Kontrollü darbe ve FETÖ´nün siyasi ayağı söylemleri terörle mücadeleyi aceleye getiren, etkinliğini kıran kripto unsurların gözden kaçmasına neden olur. Böylece FETÖ´nün ekmeğine yağ sürülmüş olur.

KAYNAK: http://www.haber10.com/guncel/kontrollu_darbe_soylemi_bir_feto_projesidir-706396