ATİLLA DÖLEKLİ´Yİ UNUTMADIK...

ATİLLA DÖLEKLİ´Yİ UNUTMADIK...

RUHUN ŞAD MEKANIN CENNET OLSUN ATİLLA DÖLEKLİ

Öyle insanlar vardır ki; Öldüğü haberini aldığınızda dahi onun ölebileceğine inanamazsınız.

Yaşamınızda öyle önemli ve vazgeçilmez bir yere sahiptirler ki; Onlarsız bir hayat düşünmemişsinizdir.

Tıpkı Atilla Dölekli gibi..

Telefonda vefat haberi geldiğinde bile kendi kendinizi kandırarak, “Hayır Ölmemiştir. Yanlış anlamışsınızdır. Yaralı, Hastanede yatıyordur.” Diyerek size telefon edene verdiğiniz cevap gibi….

Kaybedilmiş bir dostun ardından yazı yazmak…

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, cümlelerin bağlanamadığı, boğazınıza bir şeyin düğümlenip oturduğu o an…

Nefes bile alamadığınız sadece hıçkıra hıçkıra ağlamak istediğiniz, ama ağlayamadığınız dermansız dert…

Ölüm!..

İnsanoğlunun var olduğu günden beri çaresini bulamadığı “İnnalillahi ve inna ileyhi raciun” emri şerifinin sırrına boyun eğdiği İlahî lütuf…

“Her nefis ölümü tadacaktır” ayet-i kerimesinde ikram olunan sonsuz huzur ve şahadet gerçeği…

Öyle insanlar vardır ki; öldüğü haberini aldığınızda dahi onun ölebileceğine inanamazsınız. Yaşamınızda öyle önemli ve vazgeçilmez bir yere sahiptirler ki; onlarsız bir hayat düşünmemişsinizdir bile…

Tıpkı Atilla Dölekli gibi…

Aslında bu yazıyı Atilla Dölekli´yi anlatmak için kaleme almadım.

Atilla Dölekli´yi vefatının seney-i devriyesinde unutmadığımı söylemek için yazdım.

Çünkü Atilla Dölekli´yi fark etmek zor değildi yaşamda.

O kendisini sevdirme yeteneğiyle doğmuştu.

Atilla´nın çevresindeki insanlara karşı kendisini kabullendirme gibi bir çabası olmamıştı hiç.

Çünkü Atilla Dölekli, kibar, düşünceli, güler yüzlü, insanlık ve yaşam hakkında sahip olduğu pozitif düşünceyi yüzüne yansıtıyordu.

Çevresine yaydığı ışık, yanında olmasanız bile yüzünüze yansırdı.

Atilla ile hayatı boyunca tanışıp, bir fincan kahve, bir bardak çay ya da bir sofrada ekmek bölüşen herkesten duyduğum tek bir şey var ki; Bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Yüce bir güçtü sanki bu, Atilla´yı gören herkesin içi aydınlanıyor ve ferahlıyordu.

İyi adamlar neden erken ölür sorusu, zihnimi her seferinde kurcalar.

Erken ölürler, Tıpkı Atilla Dölekli gibi…

Çünkü iyi adamlar sadece kendileri için yaşamazlar.

Atilla Dölekli´de 40 yıla sığdırdığı yaşamını boyunca pek çok yaşamı sırtladı omuzlarında.

Doğan´a beşik, Ölene Tabut oldu Atilla Dölekli…

Nerede bir yolda kalmış duysa işini gücünü bırakır yardıma koşar,

Kimin sofrasında katıksız ekmek görse, katık olurdu.

Atilla Yaratılanı severdi Yaradan´dan ötürü...

Evet Atilla´nın aramızdan ayrılışının seney-i devriyesindeyiz.

Çocukluk yıllarımda tanıdım Atilla´yı Pasinler´in Reşadiye mahallesinde yaşayan Rahmetli teyzemin karşı komşusunun çocuğuydu. Aynı yaşta olan teyzemin oğlu Latif Ertuğrul´un hem okul hem de mahalle arkadaşıydı. Üçümüzde aynı yaştaydık.  Sık sık gittiğimiz Pasinler´de Atilla ile top oynar, misket yuvarlardık.

/resimler/2020-3/31/0036538152362.jpg

Aradan yıllar geçti bu yıllar bizi ayıramadı.

Ta ki 31 Mart 2019 tarihine kadar.

Ben Atilla´nın iyi bir insan olduğuna, Dinine bağlı yaşadığına, Allah´ın varlığına ve birliğine Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)´in O´nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ettiğine şahitlik ederim.

“Allah´ım Atilla gardaşıma mağfiret eyle. Ona merhamet eyle/rahmetinle muamelede bulun. Onu afiyette kıl. Onun kusurlarını affeyle. Konakladığı yerde ona ikramda bulun. Kabrini genişlet. Onu su, kar ve dolu ile yıka tertemiz eyle. Beyaz elbiseyi kirden ayırdığın gibi onu da hatalarından arındır. Onu cennetine al. O bizim dualarımıza, senin de rahmetine ve bağışlamana muhtaç. Onu rahmetinle kucakla, Makamını cennet eyle. Geride bıraktığı yakınlarına sabır ver Ya Rabbi”

/resimler/2020-3/31/0037145515622.jpg



Anahtar Kelimeler: ATİLLA DÖLEKLİ´ UNUTMADIK...