Tarih: 21.08.2016 23:22

ANADOLU´DA RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇEMEZ!..

Facebook Twitter Linked-in

 

 

Himalayalar´da kopan bir fırtına, eteklerinde erir Hint Okyanusu´nun ve Atlas okyanuslarında kopan fırtınalar kendi sahillerinde diner ama Anadolu yaylasında kopan bir fırtına bütün dünyayı etkiler.

Tarih boyunca bu gerçeğin hedefinde olan Anadolu, Türk milletinin kaderi ile bütünleşmiş hatta denebilir ki, Türk milleti Anadolu´nun korunması ve muhafazası için sanki görevlendirilmiş gibidir. 200 yıldan beri Batılılar, Şark meselesiyle Anadolu´yu bölüp parçalamak için kendi projelerini hep uygulamak istemişlerdir. Onun için Anadolu jeopolitik ve stratejik bakımdan bu tarihi kıymetini Türk milletinin kudreti ve gücü ile korumuş ve muhafaza etmiştir.

Gerek etnik, gerekse dini bir kısım gerekçelerle zaman zaman Anadolu bazı problemler yaşamıştır. Bugün kendisini dini bir maskenin altında gizleyenler, bir oyunu sahneye koymak istemişlerdir. Maalesef iç ve dış ittifaklarla güçlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bu emperyalist oyunun bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk milletinin tarihi ve güçlü feraseti ile bu oyun bozulmuştur, ancak tehlike sürekliliğini devam ettirecektir. Çünkü, bu bin yıldan beri rengi ile şiddeti değişen ve çeşitli maskeler altında yeni şekillerle tekrarlanır hale gelecektir. Maalesef, 15 Temmuz darbe girişiminde 260 şehitimizin ve binlerce gazimizin kanlarıyla bir bedel ödenmiştir.  Şehitlerimize Allahtan rahmet, gazilerimizin ve şehitlerimizin ailelerine sabırlar diliyorum.

Türk milliyetçileri ve Ülkücüler, Anadolu´da esen bir rüzgarın fırtınaya dönüşeceğini hesap ederek, bütün bu ihanetlerin zamanından önce karşısına çıkmıştır. Dolayısıyla milli sezgileriyle tarihi tavırlarını ortaya koymuşlardır. Bu ihanet karşısında birlik ve beraberlik duygusunun getirdiği tecrübe yeni bir milat olarak tarihimize malolmustur. Artık 1000 yıldan beri Anadolu toprakları üzerinde oyun oynamak isteyen emperyalistler, çelik bir duvara çarpar gibi türk milletinin iradesine çarpmışlardır.

Türk milleti geçmiş dönemlerde yoğurduğu demokrasi kültürünü zenginleştirerek kazandığı bu misyonun görevini her an yerine getirecek hassasiyete ulaşmıştır. Artık bilinmeli ki, Türk milletine tuzak kuranlar kendi tuzaklarının bataklığında boğulacaklardır. 

Demokrasi türk milletinin milli karakteridir. Türkiye´de maalesef 10 yılda bir darbe beklentisi, asker içerisinde de bir kısım macera perest askerlerin devleti yönetmek gibi bir heveslerini hep diri tutmuştur. Nitekim Askeri Liseye başlayan her öğrencinin kafasında nerdeyse devleti yönetmek megalo idea gelişmiştir.

Eğitim kampı esnasında rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ile Ilgaz dağına çıkıyorduk, çevremizde gördüğümüz bitkilerin faydalarını ve özelliklerini bana anlatıyordu. Rahmetli Başbuğ, Kurmay Subay olduğu için bu tarz bilgilere sahipti ve zirveye doğru yaklaşırken bana bakarak "Yılmacığım ben her ne kadar asker ocağına mensubiyet duyuyorsam da askerin kendi anlayışı içerisinde tanzim edilerek, askerin askerliğini yapması ve siyasete karışmayacağı şekilde yeniden yapılandırılması en acil meselemizdir" dedi. Türk milliyetçiliğinin siyaset arenasında Milliyetçi Hareket Partisi vasıtasıyla yerini bulmasını sağlayan Başbuğ Türkeş ve ülkücüler, Türk siyasetinin en zor dönemlerinden biri olan 12 Eylül döneminde bu darbeci yapının en ağır bedelini ödeyenlerden olmuştur.

Bugüne kadarki kazanımımız olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tüm kurumlarıyla ve yasama yürütme yargı organlarıyla yüce Türk milletinin bağımsızlığını, demokratik haklarını ve özgürlüklerini daha ileri medeniyet seviyelerine taşıma zorunluluğu vardır. Türk milleti, tüm dünya devletleri içerisinde bunu en çok hak ettiğini göstermiş bir millettir. 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya çelikten bir yumruk olarak adeta İstiklal marşımızın şu mısrasını haykırmıştır;

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 Türk siyaseti ve demokrasisi için milat olan bu tarihten sonra hep birlikte daha çok çalışarak, fitne ve fesatı bertaraf ederek cennetten bir köşe olan Anadolu coğrafyasındaki kutsal görevimizi yılmadan, yıkılmadan yerine getireceğimize şüphem yoktur.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —