Şehrin TİPİTİPLERİ!...
Ender Yüncü; Erzurum´daki Edep Yoksunu, Hayasız At Hırsızlarını ve TİPİTİPLERİNİ Kaleme Aldı
Tarih: 16.10.2015 07:20:36
Ender Yüncü

 

Amacım kimseyi kırmak değil. Sadece biraz dokunmak istedim.

Erzurum´da her geçen gün sayıları artan benim tipitip diye adlandırdığım, kimilerinin; şaklaban, dalkavuk, at hırsızı, kalemşör, toplum mikrobu, ebabil cücüğü vb. İsimler verdiğimiz tipleri isterseniz gelin bu yazı boyunca bir kez daha hafızalarımızda canlandırlım istedim.

Her dönemde böyle tipsiz tipler vardır…

Adamız diye gezerler etrafta, etiketleri kuvvetlidir, namlıdırlar…

Bir bakarsın STK´larda, bir bakarsın medyada, bir bakarsın sporda, bir bakarsın parkta…

Her yerde olmaya, fotoğraf karesinde yer almaya çalışırlar..

Söyleyecek o kadar çok boş cümleleri vardır ki… 

Renklerini saklamaya çalışırlar…

Hiç değişmez bu tipitipler…

Üç kişi yan yana geldiğinde memleket kurarlar, ekonomist olurlar.

Siyasetten de anlarlar, futboldan da…

Belediyeden de anlarlar, Belediyecilikten de, inşaattan da…

Azıcık dinlesen ne cüretkar, ne büyük adam, ne bilgili adam dersin…

Kıymetleri kendilerinden meçhul, hayal edemediklerini yapanları eleştiricez diye pusuda bekleyip, kimlik ve kişilik erezyonuna uğramış, hormonlu egoları ile klavuzlarının provakatörlüğüne alet olan tipitiplerdir… 

Toplumun değer yargılarıyla alay eden, tek marifetleri kaba ve boş cümlelerle gündem yaratmaya çalışmak olan  entrikalar  ve ayak oyunlarında mahir olmaya çalışan, geçmişteki ahlaksızlıklarının, arsızlıklarının ve günahlarının zamanı geldiğinde yüzlerine tokat gibi vurulmak üzere önlerine konulacağını düşünmeden bugünün rüzgarıyla cansiperane güçlünün sözcülüğüne soyunan, soytarılığı gönüllü seçerek şark kurnazlığı ile uyanıklık yapmak isteyen akıl tutulmasına yakalanmış, çevresindeki kalabalığı kıblesinin doğru olduğuna yorumlayan, kendisine gösterilen ilginin nedeninin makamdan kaynaklandığını idrak edemeyecek kadar rotasını şaşırmış, içmeden sarhoş olan tipitipler… 

Hele bir klavye başına geçmeyiversinler…

Karşı karşıya geldiğinde methiyeler dizmek için önünü ilikleyerek bekleyen, iki kelimeyi yan yana getirip cümle kuramayan bu zavallı küçük beyinliler klavye başına geçince delikanlı oluveriyorlar, kabadayı oluveriyorlar..

Sizin delikanlılığınıza tüküreyim, edep yoksunu hayasız hastalıklı ruhlar… 

Kendisi gibi lümpen adamları yanına şakşakçı diye toplayan bu lümpen tipler; bir de “ reis, meis “ gibi kendi jargonlarını oluşturarak küçük dağları ben yarattım, arkam sağlam duruşuyla gölgelerinden korktuklarını gizleyerek  ve farkındalık yaratma kisvesi altında hayasızlıklarını ortaya koyan sözde fikri değerli adam tipi gösterme gayreti içerisine giriyorlar. 

Aşağılık kompleksine sahip olup da bu hissin acısından kurtulmak isteyen bu ebabil cücükleri kendi güçsüzlüklerini diğer insanlara yüklemeye çalışıp başkasını suçlamaya çalışırlar.. 

Kahraman görünümlü, sözüne güvenilmez, ağzıbozuk, tek ayak üzerinde 40 yalan söyleyen arsız palavracı, ödlek ve sinsi bu ebabil cücükleri kavgacı ama kavgasının ne için olduğundan da bihaberdirler. 

Toplumun yüz karası olan ve hadleri bildirilmesi gereken bu ebabil cücüklerinin sayısı maalesef her geçen gün daha da artıyor… 

Bütünlemeden çok parçalamaya çalışan, birleştirmeden çok ayrımcılığa çalışan, çoğu zaman çocukluğunda yaşamış olduğu travmaların etkisi altında kalarak akıl özürlüsü olan, başkasını cahillikle suçlayan fakat gafilliğinin ve edepsizliğinin farkında olmayan küçük beyinli, hayata at gözlüğü ile bakan omurgasız ve kişiliği şekillenmemiş fakat yaşı almış başını gitmiş bu sahte klavye delikanlıları işine geldikleri konularda parantez açarak  bunlar bana sökmez  yaklaşımını sergilerken korkudan tutamadıkları küçük abdestlerini nasıl gizleyeceklerini şaşıran kahpelerdir… 

İtin hatırı yoksa sahibinin hatırı vardır gerçeğinden nasibini almamış; söylemlerinin seviyesizliği tavan yapan, sığ ve çapsız bu dalkavuklar; akıl hocalarının yaladıkları ellerindeki ve kendi ağızlarının kenarından akan salyalar midemizi bulandırırken başkalarını yandaş ve yalaka olarak suçlayarak kendi totolarının çıplaklığını gizlemeye çalışırlar.. 

Hasbelkader geldikleri makamın ağırlığını taşıyamayan bu çapsızlar; literatürlerindeki üçbeş kelime ile cibilliyetsizliklerini kurtarmaya çalışırlar. İnsanlıktan ve ahlaktan nasibini almamış bu bedbaht yaratıklar; arsızlıkta sınır tanımazken; kendilerinden daha değerli kuzucukları yalnızca bir yemek olarak görmediklerini de ve kendilerinden daha değerli olduğunu da farkında olmadan  iltifatlarında gösterirler… 

Yola çıkarken “Bundan sonra herşey farklı olacak“ deyip de icazet almadan tuvalete gidemeyen; kargaları kendisine klavuz seçerek maşalığından bihaber olan, eline tutuşturulan metinlerde ne yazdığını bilmeden açıklamalar yapan, ciğeri beş para etmeyip de kendisini on numara pazarlayan, suratına tükürüldüğünde şükürler olsun diyebilen, ikiyüzlüleri aratıp onlarca farklı yüzünü gösteren, başı ayağı ayrı ayrı oynayan, rüzgara göre yelken açan, adam satan, ekmeğine, mesleğine ihanet eden; rezilliğin son perdesini oynadığının farkında olmayan, mesleklerin ve makamların yüzkarası at hırsızları da var… 

Elifi görüp mertek sanan, cesurluğu cahilliğinden gelen, ahlaksızlık üzerine bina edilmiş menfaat düzeninin sözcülüğüne soyunan, haysiyet ve vicdan yoksunu, vazgeçtiğimiz yollardan yeni geçmeye başlayan; bizim tespih sallayarak geçtiğimiz yerlerde silahsız gezemeyen; el etek öpmekten beli eğik kalmış, makam mevki sevdalısı yavşak şakşakçılar; “Adam” olmanın kriterlerinden birinin yola çıktığı arkadaşlarını satmamak olduğunu anlamamışlar henüz…

Evirip çevirmeyeceksin, kıvranıp kıvırmayacaksın, üç maymunu oynamayacaksın… Her can solar, bunu öğreneceksin… 

Yaşanmışlıkların ve ortak paylaşımların, ortak geçmişin, ortak fikirlerin üzerine örtü serilerek zamanla kaybolmaya ve yokolmaya bırakıldığı dönemlerde kişisel vur kaçların bünyeye verdiği tahribattan duyulan zevkin hazzını görmüş, yaşamış bu hastalıklı psikopat ebabil cücüklerinin her dönemde tespit ve teşhir edilip toplumdan soyutlanması gerekir… 

Bugüne kadar yaptıklarının yanlarına kâr olarak kaldığını düşünen, attıkları iftira çamurlarının iz bırakacağını uman, buraların hala eski köy, eski kasaba olduğunu zanneden, sessizliği ve suskunluğu yüreksizliğe ve cesaretsizliğe yorumlayan, had bildirmeyi ve ahkam kesmeyi marifet olarak gören ikiyüzlü, dalkavuk, şerefi para karşılığı değerlendiren ve oyuncaklarımızı alıp başka mahallelerde oynamamızı tavsiye eden ve her kuşun etinin yenmeyeceğini öğrenememiş zavallı kalemşörler; size sesleniyorum: 

Maskelerinizi bir bir düşürmek ahdımız olsun, göstermediğiniz yüzünüzün çirkinliğini fotoğraflamak ahdımız  olsun, emeği küçümseyen edepsizliklerinizi, kendi yaptıklarınızı gizlemek için başkalarına atmaya çalıştığınız iftira ve çamurların sebeplerini yazmak ahdımız olsun, kullandığınız jargon ve anladığınız dilden cevap vermek ahdımız olsun, insanların ve milletimizin kimyasını bozacak, moral ve motivasyonunu düşürecek, şevkini kıracak söylemleriniz karşısında bir dağ gibi durup kimyanın nasıl bozulacağını sizlere göstermek ahdımız olsun… 

Zulme karşı rıza gösterirsek, haksızlığa karşı sessiz kalırsak, haysiyetimizle oynayan söylemleri cevapsız ve karşılıksız bırakırsak, bir yanağımıza tokat atana diğer yanağımızı da gösterirsek yaşam bize zindan olsun, uyku bize haram olsun, keder ve gam kaderimiz olsun… 

Bizimle ilgili bir durum yok diye, yılan bana dokunmuyor bin yaşasın diye düşünerek zalimlik yapıp zulme rıza gösteren kafasını kuma gömmüş devekuşlarına, bedbaht  gafillere de bir çift sözümüz olacak elbette…

Dilsiz şeytanlar gibi olayları kayıtsız kalarak izleyen ve belki büyük bir keyif ve haz duyan şarlatanlar… 

Bugün bize lazım olan adalet, hak ve sahiplenme, duruş sergileme ve var olma mücadelesi vererek bu ebabil cücükleriyle mücadele etme, cevap verme ve savunma; kuşkusuz çok yakın bir sürede size de lazım olacak.

Çünkü bu ebabil cücükleri heryerde ve hergün çoğalıyor…

Sessiz kaldığınız hergün kimsesiz kalmaya da devam edeceksiniz, yalnızlaşmaya ve ekmeğinize kan doğramaya devam edeceksiniz.. 

Zalimin payına düşecek olan, kıyametten önce lânet, kıyametten sonra ilahi adalettir…

Emeğimize ve alın terimize, değerlerimize ve kutsallarımıza hakaret eden kim olursa olsun her lafına, her sözüne, her hareketine cevabımız aynı hızla ve aynı şiddetle olacaktır… 

Bizi satanları bizim beleşe verdiğimizi piyonluk yapan ahmaklara,  şahlığımızı hatırlatarak göstermesini de iyi biliriz…

Sizden korkan sizin gibi namert  olsun…

Anahtar Kelimeler: Şehrin, TİPİTİPLERİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
BİZE ULAŞIN!

/resimler/2015-3/27/0251129723971.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Erzurum Hava Durumu
Pazartesi
Bulutlu
Salı
Parçalı bulutlu
Çarşamba
Güneşli
10°
-2°
Perşembe
Parçalı bulutlu
-2°
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
04:21 06:01 12:31 16:01 18:43 20:10