Erzurum

05.03.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI

Bir zamanlar ERZURUM´DA RAMAZAN AYI İÇERİSİNDE VERİLEN İFTAR YEMEĞİ ve TERAVİ NAMAZI

Bir zamanlar ERZURUM´DA RAMAZAN AYI İÇERİSİNDE VERİLEN İFTAR YEMEĞİ ve TERAVİ NAMAZI

İftarı Yemeği:

 İftar sofrasının salatası, pastırması, hurması, susamlı ekmeği

ve pınar suyu ile beraber, aşotulu ayran çorbası, içinde ıspanağı, pastırması olan

yumurtalı kıyması, su böreği, kadayıf dolması ve ara sıra sebze yemeği bulunurdu.

Evlerde veya camilerde hatim okuyan imam veya hafızla beraber, sokakta

bulunan komşular Ramazan´ın onundan itibaren iftara çağrılırlardı.

İftar davet yemeklerine biraz daha yemek ilavesi yapılırdı. Bunlar; yaprak

dolması, kuru fasulye pilav hoşaf ve güllaç ilavesi olurdu. Ramazan ayı yaz aylarına

da, kış aylarına da denk gelse, bu iftar daveti sürekli olarak her zaman

yapılırdı. Peşine semaver çayı bir iki bardak içilir içilmez hemen teravih nazmına

gidilirdi.

 

-7-Teravi Namazı

Ramazanda Teravisine,

Çocukların bayram arifesine,

Bayramda çocukların ayak sesine,

Hasret kaldım Erzurumun?

                  Şeref Hamamcı

Akşam iftar vaktinden sonra yatsı namazı ile beraber 20 rekat teravi namazı

kılınır. Teravi namazı Erzurum´da bambaşka bir şevk içerisinde icra edilir.

Bazı kişiler işlerinden dolayı, bazı gençler kahveye oyun oynamaya daha

çabuk gitmek için teravi namazını daha çabuk kıldıran hocanın camisine ramazan

ayı boyunca abone olurlar. Bazı yaşlılar da hatimle, teravi namazını kıldıran

camileri tercih ederler.

Hatimle teravi namazı kıldıran imamlar gurra hafizlerdi: Ayaz Paşa caminde

Mehmet Hoca, Devrişağa caminde Mustafa Hoca, İbrahim Paşa camiinde

Solakzade Sagıp Danışman, Gürcükapı aslında yapımcısı adının verilmesini

istememiş yaptıran zahireci Alioğlu camiinde Recep Keskin, Caferiye camiinde

Mehmet Gürgür, daha sonraları Gez caminde Metin Hoca, Narmanlı caminde

Veli Velioğlu Hoca, Abdullah Hoca camilerinde hatimle teravi namazı

kılınmaya başlandı[1] 1.

Bazıları evlerine yakın muhit camilerini tercih ederken, bazıları kendi arkadaş

gurupları ile ortak buluştukları muhitte bulunan cami veya mescitlerde,

bazıları ise muhitlerinde bulunan eyvanlı evlerin geniş salonlarında veya çok

katlı apartman dairelerle, bodrum veya teras katlarında, tuttukları özel hocalarla

teravi namazlarını kılarlardı. Teravi namazı cemaatinden bazıları, namaz

sonrası semt kıraathanelerine gider oturur çaylarını içerler, oyun oynamak isteyenler

oyunlarını oynarlar, bazıları ise oyun oynanan kahvenin yerine, küçük

cay ocaklarını tercih ederlerdi.

Ramazan ayı kış ayına denk gelmişse, evlerde kılınan teravi namazının peşine

?Şemhinin patates? közlemeleri yenir, çaylar içilir, sohbetler edilir, geçmişe

ait ortak anılarını anlatılır, bir önceki Ramazanda beraber olup, şimdi ebediyete

göç edenler olmuşsa, onları rahmetle anarak yad etmek ihmal edilmezdi. Ramazanda

ayında Erzurum´da alınan hazı, Türkiye´nin hiçbir yerinde alınmazdı.

Hele birde oldukça popüler olan ve herkesin gönlüne hitap eden, gönül

adamı hocalardan Şeyhler cami[2] hocası Naim

Hoca idi (Naim Gölleroğlu).

Naim hocanın kıldırdığı teravi namazına gidenler çoğunlukla, esnaf, bürokrat,müzisyen, sporcu ve şehrin ileri gelenleri ve siyasileri olurdu.

Mesela, Ramazan ayı boyunca radyoevinin usta müzisyenlerinden Suat Işıklı,

Şeyhler camisi müezzinlerine teravi namazlarında eşlik eder, işfaneleyi okurdu. Müezzinlerin oturduğu mahfilde müezzinlerin rekat aralarında okudukları selat-ı selamlara eşlik edenler arasında o muhitin sevilenlerinden

Dadaş Sıddık, Tik Ayhan (Dalmızrak) ağabeyi ve bazen de kunduracı

Molla usta olurdu.

 Müezzinlerin arka sırasında saf tutanlar arasında bazen çok uzun boylu oldukları için dikkat çekenlerden biri de, Cazım Gürbüz ile Kombostu Cevdet Yumuk du.

Suat Işıklı işfelaneyi okuduğu zaman, Naim hocanın ?Allah, Allah? deyişi

camiyi inletirdi. Cami cemaatinde Naim hocanın hemen arkasındaki safta yerini

alan Sümbül Baba, Naim hocanın sırtının devamlı terlemesine karşı yanında

bulundurduğu havluyu, Vitir namazına başlanmadan okunan işfanele sırasında

hemen bohçadan çıkarıp Naim hocanın sırtına koyardı. Naim hocayla teravih

namazını kılmak ve Şeyhler camisinde olmak bambaşka bir hazın ve mutluluğun

adı olurdu. Bu caminin teravih namazında müdavimleri, hep birbirini tanıdığı

için cami içinde saf tuttukları yerler de bilirliydi. Bu yerlerde oturan arkadaş,

diğer arkadaşlarına bugün ben gelmeyeceğim, uzak yere davetliyim veya hastam

var, ya da işim cıktı haberini diğer arkadaşlarından herhangi birine verirdi.

 Haber vermeyenler olduğunda, gözler onu saflarda arardı. Cemaatten kimlerin gelip,

kimlerin gelmediğini gözler, namaz sonunu zor bekler, gelmeyen arkadaşı

arar, onun hakkında bilgi alır, diğer arkadaşlarını da haberdar ederdi.

Çünkü teravi namazına başladıkları safların yerleri, sanki onlara tahsisli

gibiydi. İlk teravi namazını kılan bir kişi kıldığı safı değişmezdi.

Her arkadaş gurubundan bir veya birkaç kişi teravi öncesi gelir, saf durdukları

yere oturur, diğer saf arkadaşlarını beklerlerdi. Arkadaşları da ilk oturdukları saf

yerini bildikleri için hemen camiye geldiklerinde oraya gidip saf tutarlardı. Erken

gelen arkadaş, diğer arkadaşlarına yer tutarlardı. Yalnız bu cemaatin en az yarısı

Naim hocanın kavaflarda olan Zeynel caminde verdiği ikindi vaazında bulunan

cemaati ile Cuma namazını kılan cemaatten olurdu.


 Not: Savaş zamanında Ceferiye camii ve Kurşunlu camilerinde askerler yatırıldı.

Kurşunlu camii bahçesinin içerisinde bulunan medresede asker kaçağı ve devlete

karşı suç işleyen casuslar ve ağır mahkumlar yatırılırdı. Bunların ayakları prangalı,

ellerinde taşınması zor ağır kiloluk demirler taşır ve hep zincirlerle birbirlerine bağlı

olarak mahkemeye gider, gelirlermiş.

[2] ?(Erzurum´da Ezan vakitlerini belirtmek için, Şeyhler camisinin minaresine müezzin ve cemaatin namaz vakitlerini takipetsinler diye, 1767 yılında Müftü Habip Mehmet tarafından yaptırılan tek camidir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

  • Cuma 1 ° / -12 ° Güneşli
  • Cumartesi 3 ° / -11 ° Parçalı bulutlu
  • Pazar 2 ° / -6 ° Bulutlu